11 Ekim 2011 Salı

Selim Ağbi



Fen-Edebiyat Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi'yle aynı binada olduğu için grafikçilerle, mimarlarla ve kendini marjinal hisseden herkesle aynı havayı teneffüs ediyorum. Kimin hangi fakülteden olduğunu insan profiline bakarak anlayabilirsin. Şöyle ki, mavi şortunun altına kırmızı kilotlu çorap giyip saçını turuncuya boyayan bir kız hele de yüzüne yakışmayan kemik gözlüğünü taktıysa edebiyatçı olamaz mesela.  GSF'li olduğunu belli eder o bir şekilde. Çünkü marjinallik çirkin obje ve renkleri bir arada kullanmakla sağlanan bir şey. Neyse ama eğlenceli onlarla okumak. Hocaları falan da bizim hocalar gibi değil. Onlar da kendilerini belli ediyor. Mesela bir adam var; inanılmaz karizmatik. 40'lı yaşlarında, uzun boylu, fit. Dirsekleri yamalı ceketler giyer, kasketler takar, her zaman elinde kahvesi falan. Adam bildiğin kuuuğul yani. Ne hocası olduğunu bilmiyordum ama nerden baksan doçent olmasa bile bir Yard. Doç. vardır yani. (ÜDS yanılma payı) Yıllardır beğenirim ben kendisini. (Evet yaşım 16) Geçen gün büyüyünce mimar olacak bir arkadaşım kıl hocalarından bahsederken o adamı da sordum. "Öyle bir hocamız yok" dedi. 5 senedir gördüğüm koskoca adama! Sonra tarif ettirdi bana, ettim. "Haa o Selim abi ya" dedi. "Ne abisi be düzgün konuş!" dedim. O adama abi denemez, dense dense bey denir, hocam denir. "O hoca değil ya bizim bölüm sekreteri" dedi. "Hayır ya bölüm sekreteri değil o hoca. Biliyorum" dedim. Bizim Müge abla var mesela bölüm sekreteri o. Hiç tanımasam "bizim bölüm sekreteri" derim. Ama o adamı bölüm sergilerinde elinde şarapla gördüm ben. Hoca o. "Selim abi" olamaz yani. Tarif etti Selim abiyi. Bire bir uydu. Ama göz görmeyince inanmak istemiyor sanırım. Ben hala onun yard.doç. olduğunu düşündüm hep.

Bugün de ekle-sil'de yıllardır almadığımız zorunlu seçmeli güzel sanatlar dersini almak için uğraştık. "Zorunlu seçmeli" kavramını da hala kavrayamıyorum. Seçmeliyse adı, ister seçerim ister seçmem. Yok eğer zorunluysa zaten seçmeli olmaz. Mantıksal bir hata var. Her neyse Ahter hanımı bulabilmek için sekreterliğe soralım dedik. Aklıma hemen Selim abi geldi. İçeriye girip girmeme konusunda kararsız kaldım. Yılların havalı yard.doç'unu o masada görmeye hazır değildim. Umarım masada başkası vardır diye girdik içeri. Ama ordaydı. Başı da kalabalık böyle, telefonlara bakıyor bir taraftan. Nasıl üzüldüm. Bölüm sekreterliğini küçümsemek ya da beğenmemek değil benim burdaki derdim. Araştırma görevlisi dense de üzülürüm ben o adama. En az yardımcı doçent diyorum ya, nasıl havalı. Ama hala benim için asla bir Selim abi değil kendisi. Böyle Selim abi olmaz çünkü. Selim abi dediğin adamın bıyıkları olur mesela. Parmakları ve bıyığı nikotinden sararmış olur, kısa boylu ve hafif göbekli olur. Küçük parmağına çok isterse bir yüzük takabilir. Ama zaten Selim Bey o. "Selimciğim" bile bir derece ama asla abi değil. Eminim.

Öyle işte. Seçtiğimiz güzel sanatlar dersini beklerken merdivenlere oturduk. Oturacağımız sandalyeler yok çünkü, fakiriz. Ya da GSF olduğu için yoktur belki. Marjinallik var serde. Her neyse şimdi benim şöyle bir maruzatım vardı blög. Bir insan kilolu olabilir, yemeği çok seviyor olabilir, zayıf olmak istemiyor olabilir. "Kilolu insanlar hep çok neşelidir" mottosuyla gerçekten öyleymiş gibi de yapılabilir. "Ben kendimi çok seviyorum" diyebilir bu kişi. Ki sevmelidir de. Zaten hayat sevince güzel. Ama kalın bacaklarının %90'ını açıkta bırakan ultraekstrasüpermaksi mini etek veya şort giymek bir özgüven göstergesi olmamalı bence. Güzellik göstergesi hiç olmuyor da ondan diyorum özgüven diye. Tamam giymek istersin, özenirsin onu da anlarım ama olmuyor bacım. Gerçekten. Bir de altına Ugg giyiyorsun, bacakların daha da kalın gözüküyor. Yapma etme, günahtır.  Çok özendiysen git evinde giy.

Zaten o adam Selim abiymiş. Zaten geçen hafta giydiğim ayakkabılar ayağımın arkasını yara yaptı hala iyileşmedi canım acıyor. Yapma diyorum. Günahtır. 

19 yorum:

bayan mikrop dedi ki...

hahahah selim ağbiye bişe diyemem.
aynısından bizim okulda da vardı ama direk bizim fakültedeydi yardoçtu ama hukukçuydu

adama demessin hiç hukuk kitaplarını yutmuş ya da yutmaya meğilli falan..tarif ettiğin tip zamanının metalcilerinden bass gitar falan çalarmış:D
ohh bi gelirdi derse yemnediom sırf onun için borçlar hukuku dersini sevmiştim mınasını satım onun adıda ahmetti
ama bildiğin havalı yardoç ahmet yani kdfjhkjhdfjkg
üstelik 16 yaşındada değildim ona derin duygular beslerken.. 20 yaşlarında felandım herhal
oyşşş olsada gene beslesem gurbanımağğğ

kabardım durduk yere bak!
hep selimin yüzündenn!!!!!!!!!!!!!!

İsmini Vermek İstemeyen Seyirci dedi ki...

aşldskfglfhş:D
Ben Selim abiyi görünce 16 yaşıma dönüyorum ya. Sanki Selim abi lise sonda okulun basketbol takımında oynuyo ya da müzik grubunda gitarist. Ben de görünce arkadaşını dirseğiyle bırkalayan hazırlık öğrencisi falan. Koskoca karizmatik adama Selim abi diyorlar böceem ya derdim çok büyük :ı

BAMBİ dedi ki...

Hahhaa çok doru dedin ya insan kilosuna göre giymeli.

Rüzgara Dogru dedi ki...

:)) Merhaba bizim üniversitede vardı bi Selim ağğğbi. Aynı anlattığın gibi. Ahter hanım da vardı. Çok derin şüphelerim var. Kafam da allak bullak oldu. Bu Selim ağğbi Ankara'da mı yoksaa! :)) Anılarım gözümde canlandı, göz pınarlarım yaşla doldu, çok bahtiyar oldum. İçimi de garip bi hüzün kapladı desem yeridir sayende :)

İsmini Vermek İstemeyen Seyirci dedi ki...

Bambi, di mi ama:)

Rüzgara Doğru, merhabaa:)
Evet kesinlikle aynı kişilerden bahsediyoruz :D Zaten şüpheye gerek yok çünkü bu kriterlere uyan başka bir Selim aağbi olamaz bence:D

Mr.E dedi ki...

Selim abi coolmuş, hatta bence o okuldaki en önemli adam kendisi çünkü aslında bölüm başkanının, dekanın yapamayacağı işleri bitiren yine kendisi. Dolayısıyla bir Yard. doç olmasa bile en az onun kadar tehlikeli sayılabilir :)))

İsmini Vermek İstemeyen Seyirci dedi ki...

Ben aslında onun sosyolojik bir araştırma için bizim okulda olduğunu düşünüyorum. Ya da hobi olarak yapıyor sekreterlik işini. Bilemiyorum araştırcam biraz:D

Rüzgara Dogru dedi ki...

Yok o Selim Ağğbi bayadır o okulda, kuuuğul bi tiptir hakikaten:) çok fanı var mıdır bilmem ama, kendi çektiği fotolarla karma sergilere katılır, sohbeti iyidir. Yardımcı olur öğrenciye, yazları memleketimizin güziiiiide tatil kasabalarına falan gider, kış boyu anlatır durur.
Aynen dediğin gibi beklemediğin yerlerden öyle bir havayla çıkar ki YardDoç'un altı kaldırmaz :) Ben de o marjinal kesimin dahil olduğu bölümlerin birindeydim, pek marjinal olmasam da:) Selim Ağğğbi çok yardımcı oldu bana 4 sene boyunca:) Bitti sonra okul, hasretle andım sayende :)

İsmini Vermek İstemeyen Seyirci dedi ki...

Ah ne güzel oldu seninle böyle tesadüfen karşılaşmamız :) Başkent Üniversitesi Mezunlar Derneği benim şu an verdiğim hizmeti vermiyordur bak :D

Mystery dedi ki...

ahahaha ne acı lan :D bizim bölümün hizmetlisi de ilk okula gittiğimde bana kendini bölüm sekreteri diye tanıtmıştı :D bu bölüm sekreterlerinde hep bi ekşın var demek ki :D

İsmini Vermek İstemeyen Seyirci dedi ki...

Ben doktorum diyen hasta bakıcı gibi asdfg:D

Mystery dedi ki...

ben hemşireyim diyen öğretmenler var bi de ahahaha :D

Rüzgara Dogru dedi ki...

Kimya mühendisiyim diyen 25 senelik turizmciler tanıyorum ben be:)
Hatta doktor olduğunu iddia eden şarkıcılar da var:)
Bu arada o mezunlar derneğine katılmadım ben. Ankara'da değilim ki bana ne bilmem neredeki çay buluşmasından:) İzmir'e yakınlara hizmet de vermiyor zaten:) Ohh iyi ki rastladım sana!
O garip kahveruncu renkli, kubbeli binamı,kireç tadı geçsin diye buram buram karbonat kokan çayları, binaya girer girmez insanı saran diş modeli hamuru kokularını,sandalyesiz kantinimi, ööretmenlerimi, çoooo özledim ben ama :(

İsmini Vermek İstemeyen Seyirci dedi ki...

Evet ya doktor şarkıcılar. Kutsi mesela dfghj:D
Artık binalar değişti çoğu bina o renk değil. Böyle mermerli falan oldu. Hazırlığın tepesine teras cafe yaptılar mesela, hukuk kantininin havası kalmadı düşün. Sonra dönen kapılar falan var çoğavalı oldu sözde ama GSF'nin bi sandalyesi yok hala :D

Rüzgara Dogru dedi ki...

Ya ne diyosun? :( Üzüldüm ama ben şimdi (sandalyelere değil, mermer binalara falan) çoğavalı olmuş anlaşılan ama zaten havalıydı be çoğavalıya lüzum yoktu ki :/ Okulumu göresim kaçtı şimdi, dönen kapı ne Allasen ya,holdinge mi giriyoruz :/ Miss u Hukuk kantini :(
not: Bu arada demek ki GSF hala aynı,magrur, ezik ama gururlu GSF. Olmasın sandalyesi, dejenere olmasın Gesefem :) Otur merdivenlerde nolcak :)

Aydedeye havlayan dedi ki...

Bende de bi Aysun Hanım vardı ki hiç sorma. GSF nin bahçesinde dolanırken görürdük ara ara. ama kimse bilmezdi hatunun kim olduğunu ne yaptığını. çok güzel heykeller yapıyodu büyük ihtimal ya da harikalar harikası resimler çiziyodu. öyle olmalıydı.. ismini öğrendiğimiz kişi de ortadan kayboldu sonra hatun iyiden iyiye gizem kazandı. çok güzeldi, pek hoştu böyle bi kirpikleri vardı mesela üzerine yatıp uyuyası gelirdi insanın. gözlerinden kaşlarından bahsetmeye korkarım içim ünide olduğu gibi kıpırdanmaya başlayacak diye. Aysun şimdi nberdedir acaba ya. iyiydi aysun..

İsmini Vermek İstemeyen Seyirci dedi ki...

Rüzgara Doğru, GSF biraz ruj, allık falan sürdü ama özünde aynı hala. Ayrıca betona oturmuyorum gaz yapar diye ahaha:D

Göktuğcuum, her GSF'nin var demek ki böyle karizmatik abisi, ablası. Aysun'un da neci olduğunu öğrenmediğiniz iyi olmuş. Sen onu heykel yaparken, resim yaparken falan hayal ederken, bir öğreniyorsun aslında tek derdi fotokopi makinasının bitip duran toneriymiş. Biraz üzücü. Gizem iyidir, çekicidir.

dedimdi dedi ki...

"Oturacağımız sandalyeler yok çünkü, fakiriz. """Ya da GSF olduğu için yoktur belki. Marjinallik var serde."""" hah işte ben de tam bunu diyecektim! belki kilolu hatunlar da o şekilde marjinal olduklarını düşünüyorlardır?
benim de bi tane sıradan giyimli, utangaçlıktan konuşurken ezilip büzülen bir hocam var mesela doçent. görsen enee bu üniye yeni gelenlerden dersin. ama doçent adam. yapcak bir şey yok. (:

İsmini Vermek İstemeyen Seyirci dedi ki...

Di mi ya şekilci olmamak lazım :D